Aytaç Ş.: İnanıyoruz, o halde bizim için #SaldırBuyukAltay!....

Mithat Mıhçı


Büyük Altay'ın orta alandaki dinamosu Mithat Mıhçı


Büyük Altay'ın orta alandaki dinamosu Mithat Mıhçı " bizim dönemimizde İstanbul kulüpleri bırakın galip gelmeyi beraberlik bile aldıklarında göbek atarlardı" diyor. Futbol'a Altay'da başlayan Mıhçı'nın Beşiktaş'a transferi ise çok ilginç bir şekilde gelişmiş

Altay onun adını efsane kadroda, Miço ve Büyük Mustafa'nın dönemindeki performansı ile Türk futboluna altın harflerle yazdırıyor. Oynadıkları futbol kadar arkadaşlıkları da onları birbirine kenetleyerek İstanbul kulüplerinin anlayamadığı bir bağ yaratıyor. Beşiktaş onu transfer etmek istediğinde ise arkadaşlarından ve İzmir'den kopmak istemeyen Mithat Mıhçı'yı teklifleri kabul etmiyor. Merhum Rıdvan Burteçin'in yoğun baskıları ve telkinleri ile camianın kurtuluş reçetesi olarak gitmesi için açıktan kendisine 50 bin lira verilince zorla da olsa ikna ediliyor. Konunun Beşiktaş ile ilgisi yok, Altay'daki futbol keyfi ve arkadaşlığın altını çiziyor Mıhçı. Günümüz gençleri İstanbul kulüplerine gitmek için can atarken Mıhçı örnek davranışı ile hafızalarda yer ediyor Sözü daha fazla uzatmadan Mithat Mıhçı'ya bırakalım.

Bizlere kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Futbola Altay minik takımında başladım. 1962 senesinde minik takımda futbol heyecanım başladı. 64-67 seneleri arasında genç takımda futbol oynadım. 1967 senesinde Altay'da profesyonel oldum. 69 senesinde Namık Kemal lisesi ardından da 70 senesinde Ege Üniversitesi işletme fakültesinde okudum. 1977 senesinde mezun olarak diplomamı aldım.

Unutamadığınız anılarınızdan bahseder misiniz?

Rıdvan Burteçin A takım için inanılmaz futbolcu keşfederdi. 1971 senesinde ilk devreyi Fenerbahçe ile kafa kafaya bitirdik. Fenerbahçe'yi Türkiye kupasından elediğimiz 71-72 sezonundaki mücadelemizi de unutamıyorum. İlk maçı 1-0 kazanıp İstanbul'da da 1-1 berabere kalarak büyük bir coşku yaşamıştık. O maç futbol hafızamın unutulmazları arasındadır. O sezon Türkiye Kupasını aldık ve ligde de 3. olarak UEFA'ya katılma hakkını kazanmıştık.

Beşiktaş'a transferinizin nasıl geliştiğini insanlar merak ediyor, bu konuda okuyucularımızı aydınlatır mısınız?

Altay'da futbol oynamak benim için çok büyük bir ayrıcalık ve tarifi mümkün olmayan bir duyguydu. Beşiktaş'a transferim gündeme geldiğinde ayrılmayı istemedim. Altay'ın mali açıdan kurtuluşu için bu transferin gerekliliğine yönelik yönetimin de telkinleri oluyordu. Sonunda ne oldu derseniz rahmetli Rıdvan Burteçin bana açıktan elli bin lira vererek transfer konusunda ikna ettiler. 400.000 lira alan Altay o dönemde mali açıdan rahatlamıştı. İki sezon Beşiktaş'ta formasını giydim. Her futbolcunun o atmosferi yaşamasını isterim. İstanbul'da forma giymek, futbol oynamak çok farklı bir duyguydu. Mithatpaşa Stadı hınca hınç dolardı. İki sene sonra Altay'a geri döndüm. Bizim dönemimizde üniversite mezunu futbolcular saysanız 4 ya da 5 olur en fazla. Ben de bu futbolculardan birisiydim.

Futbolun sizin döneminizdeki efsane isimleri Metin Oktay'lar, Büyük Mustafalar artık İzmir'de neden yetişmiyor?

Bizim kuşağımızın en büyük avantajı futbol sahalarının bolluğuydu. Keyif alarak bireysel yeteneklerin gelişmesiyle yetişiyordu futbolcular. Şimdi kondisyonda dayalı bir iki tane bireysel futbolcuyu da zar zor sayıyorsunuz. Çocuklar çok küçük yaşta antrenman temposuyla futbolun bireysel yeteneklerini geliştirecek şekilde değilde sıkıcı yönüyle tanıştıkça daha da az bireysel yetenekli futbolcu yetişiyor. Alsancak'ta 5-6 tane futbol sahasını rahatlıkla sayabilirken şimdi hepsi ortadan kaldırılıyor. Tarihi sahaların ve stadyumların muhafaza edilmesi ve anıların yaşatılması konusunda ne yazık ki çok duyarlı bir toplum değiliz. Futbol sahalarında çocukluğunu özgürce oynayamayan bir makine gibi programlanan çocukların bireysel olarak yeteneklerinin üst seviyede olmasının mümkün olmuyor. Çağımızda kondisyona dayalı temaşa zevkinden uzak mücadeleleri izliyoruz. Bizim dönemimizde İzmir çok zor bir deplasmandı. Hem tribünlerdeki taraftarlarımızın futbol kültürü hem de bireysel yetenekleri ile göz kamaştıran simge 4-5 yetenekli isim korkulu rüya olurdu. Kadromuzu ezbere sayarlar ve bir puan aldıklarında oynaya oynaya dönerlerdi İstanbul'a, bırakın galibiyeti. Şimdi ise ne süper ligde bir kulüp ne de İstanbul takımlarını yenebilecek, ezebilecek taraftar ve camialar var. İzmir bu konuda ödevlerini iyi yapamadı..

Kaynak: 


2014-01-04
Röportaj İçin Teşekkürler Cem Unutmuş - Yenigün !

Okunma Sayısı 1811