Atatürk ve Altay

Altay'ın 1923 Ankara seyahatinde, 16 Kasım 1923 Cuma gecesi Karpiç lokantasında Altay'lılar toplu halde yemek yiyorlardı. Gazi Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa oraya geldiler. Yemekte Altay'lıların giyimi ve nezaketi Ata'nın dikkatini çekti. Bir ara futbolcu Hasan Yanık, Aydın Efesi ve Zeybek oynadı. Atatürk onu yanına çağırttı. Daha sonra takımın kaptanı Hamit Aslan'ı da masasına davet ederek Altay için iltifatkar sözler söyledi. Atatürk ve İsmet Paşa ile Altay'ın ilk tanışması böyle oldu.

14 Ekim 1925 günü Altay için özel bir gündü. Büyük kurtarıcı Atatürk İzmir'i şereflendirdiler ve Altay kulübünü ziyaret ettiler. Kordonda bulunan Türk ocağındaki binada Altay'ın kupalarını gören Atatürk: "Aferin çocuklar, kupa da kazanmışlar" dedi. İltifatkar sözleri ile Altay'ın faaliyetini takım kaptanı Hamit Aslan'dan sordu, aldığı cevaplardan çok memnun oldu. Daha sonra Atatürk kulüp defterine şunları yazdı:

"Altay Spor Kulübünde tanıdığım gençlik iftihara şayandır. Bu gençlik müvacehesinde istikbalin kuvveti ve saadeti en bariz görülmektedir."

Gazi Mustafa Kemal - 14 Tesrinievvel 1925

Fahrettin Paşa'ya Altay Soyadını Atatürk Verdi

Altay Spor Kulübü, Fahrettin Altay Paşa ile unutulmaz bir abide olarak kalacaktır. Yıl 1966... Fahrettin Altay Paşa, Altay kulübünü ziyaret etti. Bu tarihi ziyareti sırasında Fahrettin Altay Paşa, Altay soyadını nasıl aldığını şöyle anlattı;

"Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Paşa ile mütareke yıllarında İzmir'i ziyaretimizde Altay bir İngiliz donanma karması ile Alsancak'ta oynuyordu. Maçı beraber izledik. Altay çok güzel bir oyundan sonra İngiliz'leri yenince Ulu Önder çok duygulandı, gururlandı ve Altay için takdirlerini belirtti. Aradan epey zaman geçti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, İran ile bir sınır anlaşmazlığını halletmek üzere beni görevlendirdi ve Tebriz'e gittim. Tebriz'de bulunduğum sırada; mecliste soyadı kanunu müzakere edilmiş ve ittifakla Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya Atatürk soyadı verilmişti. Bütün yurt kendisini yeni soyadından dolayı tebrik ediyordu. Ben de hemen bir telgraf çekmiş ve kendilerini kutlamıştım. Atatürk'ten ertesi gün gelen cevab-ı telgraf şöyle idi:

"Sayın Fahrettin Altay Paşa, Ben de seni tebrik eder Altay gibi şanlı şerefli günler dilerim."

Telgrafı aldığım zaman gözlerim dolu idi. Atatürk çok mutehassıs olduğu ve beraberce izlediğimiz Altay maçının hatırasına izafeten bana Altay soyadını layık görmüştü."